1. Tanımakla üretmek aynı şey değildir.
Okurken bir kelimeyi gördüğünüzde anlamını tanıyabilirsiniz. Konuşurken ise o kelimeyi dışarıdan bir ipucu olmadan belleğinizden bulmanız gerekir. Bu ikinci işlem daha zordur. Bu nedenle geniş bir pasif kelime dağarcığınız varken konuşmada daha sınırlı kelimeler kullanmanız normaldir.
Ne yapabilirsiniz? Yeni kelimeleri yalnızca anlamlarıyla kaydetmeyin. Her kelimeyi kendi hayatınızla ilgili iki veya üç cümlede kullanın; birkaç gün sonra notlara bakmadan aynı fikri yeniden anlatın.
2. Çalışmalarınız gerçek zaman baskısını içermiyor olabilir.
Alıştırma kitabında doğru seçeneği bulmak için düşünme süreniz vardır. Gerçek konuşmada ise karşınızdaki kişi bekler, konu değişir ve aynı anda hem dinlemeniz hem cevap oluşturmanız gerekir. Yalnızca kontrollü alıştırma yapan biri, bu gerçek zamanlı üretime yeterince hazırlanmamış olabilir.
Ne yapabilirsiniz? Bir soruya önce 20 saniye, sonra 40 saniye, son olarak bir dakika boyunca cevap verin. Aynı cevabı üç kez tekrarlamak, her seferinde yeni bir konuya geçmekten daha yararlı olabilir.
3. Cümleyi Türkçede tamamlayıp çevirmeye çalışıyor olabilirsiniz.
Zihninizde uzun ve ayrıntılı bir Türkçe cümle kurup bunu eksiksiz biçimde İngilizceye çevirmeye çalışmak işlem yükünü artırır. Sonuç genellikle uzun duraksamalar veya cümleden vazgeçmektir.
Ne yapabilirsiniz? Önce temel mesajı söyleyin: “I disagree.” Ardından nedenini ekleyin: “The deadline is too short.” Son olarak ayrıntı verin. İngilizce düşünmek çoğu zaman düşüncenizi İngilizcede kurabileceğiniz parçalara ayırmaktır.
4. Mükemmel cümleyi bekliyor olabilirsiniz.
Konuşmadan önce zaman, edat, kelime ve telaffuzun tamamından emin olmaya çalışırsanız doğal iletişim hızına yetişmeniz zorlaşır. Üstelik konuşmadığınız için ihtiyaç duyduğunuz otomatikleşme de gelişmez.
Ne yapabilirsiniz? Pratiği iki tura ayırın. İlk turda mesajı durmadan aktarın. İkinci turda aynı mesajı daha doğru ve doğal söylemeye çalışın. Böylece akıcılık ve doğruluğu aynı anda mükemmel yapmak zorunda kalmazsınız.
5. Konuşmanız geri bildirim ve tekrar döngüsünden yoksun olabilir.
Çok konuşmak tek başına yeterli değildir. Sürekli aynı sınırlı ifadeleri kullanmak veya anlaşılmayı zorlaştıran hataları fark etmemek gelişimi yavaşlatabilir. Buna karşılık her cümlede kesilmek de özgüveni ve konuşma isteğini azaltır.
Ne yapabilirsiniz? Kısa bir konuşma kaydı alın. Yalnızca üç noktayı inceleyin: Nerede çok durdunuz? Hangi kelimeyi tekrar ettiniz? Hangi fikri daha basit söyleyebilirdiniz? Ardından aynı kaydı yeniden yapın.
Bilgiyi kullanıma dönüştüren küçük bir rutin
Sonuç
İngilizceyi anlayıp konuşamamak, hiçbir şey bilmediğiniz anlamına gelmez. Çoğu zaman bilginiz konuşmanın gerektirdiği hızda geri çağrılmıyor veya yeterince güvenli bir ortamda tekrar edilmiyordur. Küçük, sık ve geri bildirimli üretim çalışmaları bu mesafeyi zamanla kapatır.